1 Haziran 2012 Cuma

ÇİLEĞİN YARARLARI

Çilekkkkk !!!! Nefis tadıyla ve kokusuyla deyim yerindeyse insanın ağzını sulandırıyor. Yerde yetişen küçücük bir şey nasıl bu kadar lezzettli olabilir ki ? Mucizevi bir meyve ve yemesi de keyfi de mükemmel. Peki yaz mevsiminin nazenin meyvesinin yararlarını biliyor musunuz? Bilen ve bilmeyenler için hemen söyleyelim.
-Çilekler, C vitamini içeren besin zincirinde ilk sıralarda yer alıyor. Antioksidan ve bitki özleri yüksektir. Kırmızılığı koyulaşan çileklerin antioksidan özelliğin daha fazla olduğu sanılıyor.

Uzmanlara göre çilek; bağışıklığı güçlendiren, besin değeri yüksek bir meyve. Çocuk felci, ağız ve deri yaralarını oluşturan bazı virüsler için öldürücü etki taşır. Ciltteki sivilce ve aknelere iyi gelir. Kansere karşı koruyucu ve ilerlemesini önleyici özellikler içerir. Romatizma ve gut hastalığı ağrılarını azaltıcı etkisi vardır.
Sinirleri kuvvetlendirip, bağırsak kurtlarını döker ve ateş düşürür. Çok güçlü bir besin olduğu için bazen alerjiye neden olabilir.
Çileğin son derece lezzetli olduğunu biliriz, aynı zamanda besleyicidir de. Günlük diyetimize ekleyerek, mis kokulu çileğin keyfini çıkaralım.Uzmanlar günde en az beş defa taze meyve veya sebze sebze yenilmesi öneriyor ama ne yazık ki insanların çoğu bunların yanına bile yaklaşmıyor.!!! Çileği beslenme listenize eklediğinizde vücudunuza olan yararlarının yanı sıra bağışıklık sisteminizi de güçlendiriyor.
Çilek vücuda kuvvet verir. Kolesterolü düşürür ve damar tıkanıklığını önler. Aynı zamanda çok iyi bir antioksidan olan çilek bağışıklık sistemini güçlendirir. Kansere karşı kuruyucudur. Sindirim sisteminin düzenli çalışmasına çok faydalıdır. Vücuttaki zararlı maddeleri vücuttan uzaklaştırır. Kanı temizler. Diş etlerini güçlendirir ve ağız kokusunu giderir. Sakinleştirici etkisi ile tansiyonu düşürür ve stresi azaltır. Ateşi düşürür. Romatizma ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelir. Cildi nemlendirir, tazelik ve güzellik verir.
100 gr. çilekte 59 mg. C vitamini, (ki bu oran limondan bile fazla) 1 mg. sodyum, 174 mg. potasyum, 21 mg. kalsiyum var. Kalorisi ise 37. Ancak eğer diyet yapıyorsanız, nasılsa meyvedir, bir şey yapmaz diyerek bol bol da yemeyin. Her şeyde olduğu gibi fazlası zararlı olabiliyor. Çileğin hazmı zordur. Midesi hasta ve tembel olanlar çileğin suyunu içmeliler.Cilt hastalığı olanlara kaşıntı yapabilir.


Özetlersek:
Çilek gözün zafiyetini giderir.
Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor.
Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir.
Dişleri kuvvetlendirir.
Nezleye çok faydalıdır.
Ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor.
Büyüme çağındaki çocuklar ve gençler için fevkalade bir meyvedir.
Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor.
Kansızlığa karşı faydalıdır.
Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar.
Böbrek ve mesane taşlarının düşmesini sağlar
Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.
Cilde güzellik ve tazelik verir.
Romatizmaya, damar sertliğine iyi gelir.
Kalp ve kas romatizmasının doğal ilacıdır.


YABAN ÇİLEĞİ
Uzmanlara göre yaban çileği, bağışıklığı güçlendiren besin değeri yüksek bir meyve. Yaban çileği, normal çileğe oranla daha küçüktür.
Doğada kendiliğinden yetişen ve normal çileğe oranla daha keskin kokulu olan yaban çileği, vitamin deposudur .
Çocuk felci, ağız ve deri yaralarını oluşturan bazı virüsler için öldürücü etki taşıyor. Halk arasında dağ çileği olarak da bilinen yaban çileği, C vitamini açısından oldukça zengin bir meyvedir.

NEDEN ÇİLEK?

Göz alan o güzel kırmızı rengi, hafif iç bayıltan hoş kokusu ile baharın geldiğini bildiren çok sevilen meyvelerden olan çilek sokaklarda seyyar tezgahlarda,manavlarda yerini aldı.Harika aroması ile bütünleşen tart ,turta,puding, dondurma, reçel, pastaların tam yapılma zamanı. Taze taze pudra şekerine batırarak yemek ayrı bir damak tadı. Sağlık açısından da her meyve gibi çok faydaları uzmanlar tarafından yazılan bir meyve..
Çilekler C vitamini içeren besin zincirinde ilk sıralarda yer alıyor. Antioksidan ve bitki özleri yüksektir. Kırmızılığı koyulaşan çileklerin antioksidan özelliğin daha fazla olduğu sanılıyor. Hücrelere zarar veren, kanser türlerine neden olan serbest radikallere karşı koruyucu. C vitamininin yanı sıra , mükemmel bir folik asit , manganez, potasyum, roflavin, B5 ile B6 vitamini, magnezyum, omega-3 yağ asiti, bakır ve K vitamini kaynağıdir. Çilek her yerde kullanılabilir. Yılın diğer zamanlarında tüketmek için derin dondurucunuza koyabilirsiniz. Diğer meyvelerin aksine çilekler toplandıktan sonra daha fazla kızarmaya , olgunlaşmaya devam etmez. Bu nedenle koyu kırmızı, bol çekirdekli, tarlada yetiştirilmiş çilekleri tercih edin.
Çilek gerçek bir C vitamini deposu. 100 gr. çilekte 59 mg. C vitamini, (ki bu oran limondan bile fazla) 1 mg. sodyum, 174 mg. potasyum, 21 mg. kalsiyum var. Kalorisi ise 37. Ancak eğer diyet yapıyorsanız, nasılsa meyvedir, bir şey yapmaz diyerek bol bol çilek yemeyin.
Çilek Nasıl Kullanılır? Çileğin yaprakları, iyi kurutulmak şartıyla, çay yapımında kullanılabilir. Çilek aç karına yenirse daha iyi sindirileceği için daha yararlı olur. Çilek komposto ve reçel yapılarak da tüketilebilir. Çilek yiyenlerde bazen kurdeşen görülebilir fakat kalıcı değildir ve kısa sürede geçer.
Satın alırken… 
Canlı kırmızı renkli ve lekesiz olanları seçin. Paketlerde satılanları kontrol ederek alın. Satın aldıktan hemen sonra tüketin. Buzdolabında 1-2 gün saklayacaksanız saplarını koparmadan ve yıkamadan geniş bir kâse içinde saklayın.

Nasıl yıkamalı?
Çilek yıkarken dikkat etmek gerek. Çünkü çok çabuk zedeleniyor. Bunun için önce su dolu bir kabın içinde bekletmek, süzdükten sonra da birkaç kez akan suyun altından geçirmek en iyisi. Sulanmaması için de yeşil kısımlarını yıkadıktan sonra temizleyin. Yıkama suyuna limon suyu ve sirke ilave edebilirsiniz.
Dondurma işlemi
Çileği 1 yıl süreyle dondurarak saklayabilirsiniz. Bunun için taze, sert ve olgun olanları buzlu suda iyice yıkayın. Saplarını temizleyip kâğıt havlu ile kurulayın. Havası mümkün olduğunca alınmış bir kap veya poşetlere doldurup derin dondurucuya yerleştirin.
Değişik lezzetler

Değişik tatlılar üretmeniz de mümkün. Mesela püre haline getirdiğiniz çileği bal ve süzme yoğurtla karıştırabilirsiniz.Çok güzel turtalar pastalar yaparak da kullanabilirsiniz.BOL BOL YEMENİZ DİLEĞİYLE…………..

ALLAH’IN ÇİLEKTEKİ SANATI


Meyvelerin her biri tek tek incelendiğinde birçok inceliklerinin bulunduğu görülür. İhtiyaca yönelik ve son derece estetik tasarım, üstün bir ilim sahibi olan Allah’ın yaratışının delillerindendir. Her mevsimde ayrı meyvelerin bulunması da üzerinde düşünmeye değer bir konudur.
Örneğin çilek, görüntüsü ve tadı ile çok özel bir meyvedir. Üzerindeki motifleri sanki milim milim ölçülerek işlenmiş gibidir. Kırmızı ve estetik biçiminin üzerinde yeşil yaprakları ile Allah’ın eşsiz sanatının eserlerinden biridir. Kapkara toprakta yetişen bir meyvenin bu kadar güzel ve çarpıcı bir renge, bu kadar güzel bir kokuya sahip olması, onu örneksiz yaratan, sanatını, aklını ve ilmini yarattığı varlıklarda gösteren Rabbimizi bizlere tanıtır.
Bazı bitkiler cinsiyet ayrımı olmadan, tek bir cinsin belirli yollarla çoğalmasıyla soylarını devam ettirebilirler. Bu gerçekleştirilen çoğalmaya eşeysiz üreme adı verilir. Bu şekildeki bir üremeden sonra ortaya çıkan yeni nesil kendisini meydana getiren neslin tıpatıp aynısı olur. Bitkilerdeki en bilinen eşeysiz üreme şekilleri tomurcuklanma ve parçalara ayrılmadır.
Bazı özel enzimlerin yardımıyla gerçekleşen bu üreme biçimi (tomurcuklanma veya parçalanma) pek çok bitkide görülebilir. Örneğin çimenler ve çilekler “sürgün” denilen yatay uzantılarını kullanarak çoğalırlar. Patates ise toprağın altında yetişen bir bitki olarak, bu kısımlarda açılan yeni özel yerlerden (gözelerden) tomurcuklar vererek çoğalır.
Ana bitkiden ayrılan her parçada, bitkinin tamamını oluşturabilecek şekilde bir şifrelenme ve düzenlenme mevcuttur. Ana bitkinin tüm özellikleri yani genetik olarak bitkiyle ilgili tüm bilgiler, bitkiden kopan bu küçük parçanın her hücresinde de eksiksiz olarak bulunmaktadır.
Bu sistemle üreyen bitkilerin her parçasında aynı genetik bilginin olması son derece önemlidir, hatta bu zorunludur. Çünkü bitkinin üremesi sadece bu sistemin işlemesine bağlıdır. Düşen parçada bitkideki genetik bilgilerin tamamı olmasa, aynı özelliklerde bir bitki gelişemez. Bunu bir örnekle açıklayalım. Genetik bilgilerde eksiklik olsa; örneğin bir çileğin rengi ya da içindeki şeker miktarı, kokusu ile ilgili genetik bilgi yeni düşen parçada olmasa çilek, çilek olamazdı.
Kapkara, hiçbir kokusu olmayan topraktan çok sevdiğiniz mis gibi kokan ve rengarenk muz, kiraz, erik, çilek nasıl çıkıyor? Onlara kokularını, renklerini kim veriyor?”
Aynı türdeki bitkiler dünyanın neresine giderseniz gidin aynı özelliklere sahiptirler. Çilek her yerde çilektir, rengi, lezzeti, kokusu hep aynıdır. Gül, karanfil, çınar kısacası tüm bitkiler aynı türde hep aynı özelliklere sahiptir. Yapraklar dünyanın her yerinde fotosentez yaparlar. Benzersiz taşıma sistemleri tüm bitkilerde vardır.
Dünyanın neresine giderseniz gidin doğal olarak yetişen bir çileğin farklı bir renk taşıdığını göremezsiniz.
Dünyanın her yerindeki çileklerin DNA’sında, onları bildiğimiz çilek haline getiren özellikler mevcuttur. Çileğin rengi, kokusu, lezzeti hep aynıdır. Bu eşi benzeri olmayan bir düzendir. Böyle bir düzenin kendi kendine gelişen tesadüflerle oluştuğu elbette ki iddia edilemez. Bu mekanizmaların, evrimcilerin iddia ettikleri gibi, tesadüfen oluşması imkansızdır. Bitkileri yaratan Yüce Allah’tır.
Yeryüzündeki saymakla bitiremeyeceğimiz çeşitlilikteki bitkiler, milyonlarca yıldır ne zaman, ne yapmaları gerektiğini tohumlarında saklı program sayesinde bilmekte ve unutmadan, yanılmadan bu programı uygulamaktadırlar. Hiçbir zaman bir kiraz çekirdeğinden şeftali ağacı çıkmamış, limon ağacına ait bir tohumdan çilek gelişmemiştir.
Rengiyle, kokusuyla her biri ayrı birer estetik harikası olan menekşeler, sümbüller, papatyalar, güller; benzersiz tatlara sahip, vitamin deposu meyvelerden kirazlar, şeftaliler, elmalar, üzümler, çilekler, portakallar; canlılığın oksijen kaynağı yeşillikler, çamlar, selviler, kavaklar ve diğerleri Allah’ın insanlara nimet olarak sunduğu güzelliklerdendir.

MEYVELERDEKİ SAYISIZ FAYDALAR

İnsan vücuduna sayılamayacak kadar faydası bulunan meyvelerin beslenmemizdeki önemi oldukça büyüktür. Öncelikle ihtiyacımız olan birçok elementi meyvelerden alırız, ayrıca lifli yiyeceklerden olan meyveler sindirim sistemine de yardımcı olurlar. İnsan vücuduna sayılamayacak kadar faydası bulunan meyvelerin beslenmemizdeki önemi oldukça büyüktür. Öncelikle ihtiyacımız olan birçok elementi meyvelerden alırız, ayrıca lifli yiyeceklerden olan meyveler sindirim sistemine de yardımcı olurlar. Üstelik meyveler sadece insanlar için değil, yeryüzünde yaşayan diğer canlılar için de faydalı kılınmıştır. Kuşlar, sincaplar gibi daha birçok canlı yaşamlarını meyveler sayesinde sürdürmektedir. Meyvelerin, kendilerini üreten ağaçlara da büyük faydaları olur.
Birçok bitki türü neslini devam ettirebilmek için, meyveleri yoluyla çekirdeklerini ulaşamayacağı noktalara taşırlar, bunun için de meyvelerle beslenen kuşları ve diğer canlıları kullanırlar. Bu canlılar meyveleri ağaçlardan kopardıktan sonra uzak mesafelere taşır ve bu şekilde çekirdeklerini etrafa yaymış olurlar. Ayrıca ağaçtan toprağa düşen meyveler de yerdeki bazı hayvanlar ve böcekler için besin kaynağı olurlar. Bütün bunların yanısıra meyveler, toprağı da zenginleştirirler. Sadece meyvelerin etli kısımlarının değil çekirdeklerinin de birçok canlı için faydalı olduğu tespit edilmiştir.
Birbirinden farklı tatlarda, farklı renklerde ve biçimlerde yaratılan meyveler Allah’ın nimetlerindendir. Muzun kolay soyulan kabuğu ve çok lezzetli tadı, portakalın küçük küçük paketlenmiş özel aromalı suyu, karpuzun sıcak havalarda serinleten ve insanın hoşuna giden tadı ve diğer meyvelerin her biri Rabbimiz’in hizmetimize sunduğu nimetlerdendir.
Allah Kuran’ın birçok ayetinde, meyvelerin cennet nimeti olarak insanlara sunulacağını müjdelemiştir.
“Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız. İşte, yaptıklarınız dolayısıyla mirasçı kılındığınız cennet budur. Orda sizin için birçok meyveler vardır; onlardan yiyeceksiniz.” (Zuhruf Suresi. 71–73)
Portakal
Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeren portakal elmadan sonra Dünya’nın en çok tüketilen meyvesidir. İlk çağların “altın elma”sı portakal, içi ince zarlarla kaplanmış keseciklerle dolu sulu bir meyvedir. Navel portakal, çekirdekli veya hemen hemen çekirdeksiz sarı portakal, kan portakalı, ekşi olmayan portakal olmak üzere başlıca dört gruba ayrılır. Özel kokulu bir yağ içeren ve turunçgiller ailesinden kabul edilen bu meyvenin anavatanı Çin’dir. Daha sonra başta İspanya olmak üzere tüm Akdeniz ülkelerinde, Güney Afrika ve Amerika gibi sıcak bölgelerde üretilmeye başlanmıştır. Portakalın birçok türü ülkemizde de yetiştirilmektedir.
Portakal, önemli bir askorbit asit kaynağıdır. Özellikle C vitamini yönünden oldukça zengin olan portakal, soğuk algınlıklarında, nezle ve gribal enfeksiyonlarda çok faydalıdır. Portakal aynı zamanda içinde çok sayıda antioksidant da bulundurmaktadır.
Bu meyvenin kış aylarında insanların hizmetine sunulması ise yine Yüce Allah’ın insanlara olan fazlındandır. Çünkü insanların bağışıklık sistemini güçlendirmelerine yardımcı olacak vitaminlerce zengin olan portakal, sulu bir meyve olmasıyla da bu tip rahatsızlıklarda karşılaşılan su kaybını telafi etmek için kullanılır.
Karpuz
Karpuz yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte vücudun ihtiyaç duyduğu suyu ve glikozu takviye eden bir meyve çeşididir. Anayurdu Afrika’nın tropikal bölgeleridir. Daha sonra ticari gemilerle Akdeniz ülkelerine yayılmıştır. Bugün dünyada yaklaşık 500 çeşit karpuz yetişmektedir. Bunlar kabuğunun, çekirdeklerinin biçimine, rengine ve ağırlığına göre farklılık gösterir.
Karpuz bol miktarda C vitamini ve antioksidan özelliği ile çeşitli kanser türlerine karşı etkili olan Beta karoten içerir. İçerdiği yüksek potasyum kalp fonksiyonlarının ve kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda iyi bir lif kaynağı olduğundan bağırsak hareketlerini düzenler ve bağırsak kanserini önlemede de rol oynar.
Karpuz çekirdekleri de içinde bulunan Cucurbocitrin adlı madde ile kan basıncını düşürmeye ve böbrek fonksiyonlarının düzenlenmesine yardımcı olur. Yağ ve kolesterol içermediğinden ve kalorisi de düşük olduğundan yaz aylarında yapılan diyetlerde özel bir yeri vardır Tatlı ve sulu soğuk bir karpuz yaz aylarının en lezzetli serinleticisidir. İçerdiği bol su ve vitaminlerle sağlıklı beslenmemizde önemli bir rol oynar.
Elma
Gülgiller ailesinden olan elma ağacı verimli ve dayanıklı bir ağaçtır. Ilıman iklimlerde yetişen elmanın yaklaşık 25 türü bulunmaktadır. Günde bir-iki elma yiyerek, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Elma kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Protein, vitamin ve doğal kimyasallar sayesinde sindirimi kolaylaştırır ve kan basıncını düşürür. Ayrıca kokusunun rahatlatıcı özelliği vardır. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı faydalı olduğu belirtilen elma, meyvelerin aspirini olarak değerlendirilmektedir. Hoş kokulu, ferahlık verici olmasının yanında besin değeri de son derece yüksektir.
Çilek
Çileğin yaklaşık 600 çeşidi bilinmekte ve ülkemizde belli başlı 6 çeşidi yetiştirilmektedir. Bol sulu olduğunda kanı temizleme özelliği olan çileklerin iştah açıcı ve cilt hastalıklarında da etkili olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda yaprakları ve kökleri de gut hastalığında tonik olarak kullanılmaktadır. Diğer özellikleri şunlardır: Böbrek ve sindirim hastalıklarında, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşürmede, boğaz ağrıları ve diş etlerinin güçlendirilmesinde faydalıdır. A, B, C vitaminleriyle potasyum, demir gibi mineralleri içermesi açısından besin değeri de oldukça yüksektir.
Hurma
Modern tıp hurmayı ‘mucize meyve’ olarak değerlendirmektedir. İnsanın ihtiyacı olan bütün element, mineral ve vitaminlerin büyük çoğunluğunu içinde barındırmaktadır. Özellikle demir, magnezyum, canlı madeni tuzlar, A, D, B, C vitaminleri bakımından zengindir. Yapılan araştırmalarda hurmanın antiseptik olduğu, anne sütünü arttırdığı, içindeki potasyum sayesinde çocukların gelişimine büyük katkı sağladığı belirlenmiştir.
5 bin yıldır, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde tüketilen hurma, her öğünde yenilen bir meyvedir. Yetiştirildiği bölgelere göre çeşitli renklerde ve büyüklükte hurmalar vardır. Çok şekerli bir meyve olduğundan hurmanın üzerinde çoğu zaman, ince, beyaz bir şeker katmanına rastlanmaktadır.
Aslında sadece meyve olarak bilinen hurma, lifleri kumaş üretiminde kullanılan, çekirdekleri yakacak olarak değerlendirilebilen de bir yiyecektir. Allah bu liflere bir Kuran ayetinde de dikkat çekmiştir:
“Her insan-grubunu imamlarıyla çağıracağımız gün, artık kimin kitabı sağ eline verilirse, onlar kitaplarını okuyacaklar ve onlar, bir ‘hurma çekirdeğindeki iplikçik kadar’ bile haksızlığa uğratılmazlar.” (İsra Suresi, 71)
Sonuç olarak yaşamın doğal bir parçası gibi gördüğümüz birçok şeyde Allah’ın üstün yaratışına şahitlik ederiz. Samimi bir akılla ve vicdan kullanarak düşünebilen şuurlu insanlar, Allah’ın sayısız nimetlerinin ve insanlara olan lütfunun farkına varabilirler. Bu da onların şükretmelerine vesile olarak Allah’a olan yakınlıklarını arttırır. (Harun Yahya, Allah’ın Renk Sanatı)
Meyvelerde olduğu gibi, Rabbimiz’in bizim için yaratmış olduğu nimetler sayılamayacak kadar çoktur. Allah’ın üzerimizdeki lütfu çok açıktır, bizim yapmamız gereken Rabbimiz’e gereği gibi şükretmektir.
“Şüphesiz, senin Rabbin, insanlara karşı büyük lütuf (fazl) sahibidir, ancak insanların çoğu şükretmiyorlar.” (Neml Suresi, 73)

ALLAH’IN FOTOSENTEZ NİMETİ

Allah her canlıyı çok farklı özelliklerle yaratmıştır. Kimisinin kokusu, kimisinin avlanma, kimisinin savunma tekniği bizlere Allah’ın varlığının delillerini sunar. Örneğin bitkilerin fotosentez yapması… Fotosentez, Allah’ın sonsuz ilmine ve kudretine şahit olmak isteyen her insanın yakından incelemesi gereken olağanüstü bir kimyasal işlemdir.
Bizler, ihtiyaç duyduğumuz bütün enerjiyi doğrudan veya otçul hayvanlar yoluyla bitkilerden alırız. Güneş ışını saf enerji kaynağıdır; ancak ham olarak o kadar da kullanışlı bir enerji şekli değildir. Bu enerjiyi yemek, vücutta doğrudan kullanmak ya da depolamak mümkün değildir. Bu yüzden güneş enerjisinin farklı bir enerji türüne çevrilmesi gerekir. İşte fotosentez bunu yapar. Bu işlem yoluyla bitkiler, güneş enerjisini daha sonra kullanabilecekleri bir enerji şekline dönüştürürler. Bu işlem yapraklardaki “fotosentetik reaksiyon” merkezlerinde meydana gelir. Burada havadaki karbondioksit güneş enerjisi kullanılarak, nişasta ve diğer yüksek enerjili karbonhidratlara dönüştürülür. Karbon kullanıldıktan sonra ortaya çıkan oksijen ise havaya bırakılır. Bitki daha sonra besine ihtiyaç duyduğunda bu karbonhidratlarda depoladığı enerjiyi kullanır. Elbette bu bitkilerle beslenen canlılar da bitkide bulunan karbonhidratlardan enerji ihtiyaçlarını karşılarlar. İnsanın ihtiyacı olan enerji de işte fotosentez yoluyla bu besinlerde depolanan enerji sayesinde karşılanır.
Bitkiler elleri, gözleri olmayan, karar verme, irade kullanma, bilgi sahibi olma gibi bilince ve akla ait özellikler taşımayan varlıklardır. Fakat yukarıda incelediğimiz gibi bitkilerin sahip oldukları özellikler ve yaptıkları işlemler, büyük bir akıl ve bilinç gerektirmektedir. Hatta akıl, bilinç ve bilgi sahibi, yüksek bir teknolojiye hükmeden insanın taklit dahi edemediği, nasıl gerçekleştiğini bile tam olarak anlayamadığı işlemleri yeryüzünün her yerindeki bitkiler, saniyenin milyarda biri kadar kısa bir sürede yapmayı başarabilmektedirler. Öyleyse insan aklının erişemediği bu akıl kime aittir? Çok açıktır ki, bitkiler bu kimyasal işlemleri yapmaya kendileri karar vermemişlerdir ve uygulamaya da kendileri sokmamışlardır. Onlara sahip oldukları özellikleri bahşeden, yapmakta olduklarını ilham eden göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan herşeyin Rabbi olan Yüce Allah’tır.